Gündem

Biga Yarımadası’nın Endemik Hazinesi

Biga Yarımadası ve Kazdağları ekosisteminin en nadide parçalarından biri olan ve halk arasında Kazdağları Lalesi, Dağ Lalesi ya da Anadolu Lalesi (Tulipa) olarak bilinen muhteşem güzellikteki çiçekler, Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde yeniden yüzünü gösterdi.

Abone Ol

Biga Yarımadası ve Kazdağları ekosisteminin en nadide parçalarından biri olan ve halk arasında Kazdağları Lalesi, Dağ Lalesi ya da Anadolu Lalesi (Tulipa) olarak bilinen muhteşem güzellikteki çiçekler, Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde yeniden yüzünü gösterdi. Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan, bu özel türün Lapseki ilçesine bağlı Kırcalar ve Yaylalar köyleri arasında yer alan, 700 metre yüksekliğe sahip Dede Dağı’nın meşelik kuzey yamaçlarında görüldüğünü duyurdu.

Koparmanın Bedeli Çok Ağır: 699 Bin TL Ceza!

Doğal ortamlarında görsel bir şölen sunan bu özel lalelerin tamamen koruma altında olduğunu hatırlatan Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan, türün geleceği için hayati uyarılarda bulundu. Geofit (soğanlı bitki) grubunda yer alan bu endemik zenginliğin soğanlarının kesinlikle sökülmemesi gerektiğini vurgulayan Akkan, yasaların bu konuda çok net olduğunu belirtti. Tulipa türlerinin doğadan toplanmasının ve yurt dışına ihracatının yapılmasının kesinlikle yasak olduğunu ifade eden uzman isim, bu nadide bitkilere zarar verenlere 699 bin 245 TL idari para cezası uygulandığını hatırlattı.

Buz Devrinden Günümüze Ulaşan Zenginlik

Türkiye'nin farklı iklim tiplerini, toprak yapılarını ve bitki coğrafyalarını (Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz) bünyesinde barındıran eşsiz bir kesişme noktası olduğunu belirten Mehmet Akkan, Anadolu Yarımadası’nın geçmişte buz devirlerinin yıkıcı etkilerinden uzak kalmasının bu çeşitliliği artırdığını ifade etti. Biga Yarımadası ve Kazdağları’nın ülkemizdeki özel 20 ekosistemden biri olduğuna dikkat çeken Akkan, bitkinin biyolojik yapısına dair şu teknik detayları paylaştı:

"Çok yıllık, soğanlı ve otsu bir bitki olan Dağ Lalesi'nin çiçekleri bir sap üzerinde bir adet olup kırmızı renktedir. Her parçanın dip kısmında genellikle siyah bir leke bulunur. Toprak altındaki depo organları sayesinde olumsuz mevsim koşullarında hayatta kalan bitki, sıcaklık ve nem uygun düzeye geldiğinde üreme periyoduna geçer. Çiçeklerin böceklerle tozlaşmasının ardından oluşan kapsüldeki tohumlar, çoğunlukla karıncalar ve diğer hayvanlar vasıtasıyla çevreye yayılarak çoğalır."

Adını Tülbentten Alıyor, Tasavvufta "Tevhid"i Simgeliyor

Haberinde lalenin tarihsel ve kültürel kökenlerine de değinen Akkan, Avrupa dillerinde lale için kullanılan “tulip” kelimesinin, Türklerin bu bitkiye “tulipan” adını verdiklerini kaydeden Busbeke’in hatıratına dayandığını aktardı. Kelimenin, Türklerin başlarına sardıkları ve çiçeğin şekline benzeyen "tülbent" (sarık biçimindeki çiçek) kavramından gelme ihtimalinin çok yüksek olduğunu belirtti.

Lalenin tarih boyunca derin aşkı, zarafeti ve bolluğu sembolize ettiğini ifade eden Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan, İslam tasavvufunda ise lalenin çok özel bir yeri olduğunu belirterek, "Lale çiçeği, tek bir sap üzerinde sadece tek bir çiçek açması yönüyle Allah’ın birliğini (tevhid) ve ilahi aşkı temsil eder" dedi.

Akkan, Biga Yarımadası'nın sahip olduğu tüm bu flora-fauna zenginlikleri, temiz havası, su kaynakları ve bereketli toprakları ile adeta "Hayat veren, yaşatan ve herkese iyi gelen" özel bir coğrafya olduğunun altını çizdi.