Biga Yarımadası’nın zengin doğasında yankılanan kumru sesi, sadece bir kuş ötüşü değil; sadakatin, huzurun ve ilahi bir tesbihatın sembolü. Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan, doğanın bu zarif elçilerini ve taşıdıkları derin manaları kaleme aldı.
Doğasıyla nefes alan Biga Yarımadası ve Kazdağları, binlerce canlıya ev sahipliği yaparken, insan yerleşimlerine en yakın ve en uysal komşularımızdan biri olan Kumru (Streptopelia), taşıdığı anlamlarla gönülleri fethediyor. Halk arasında "Yusufçuk" olarak da bilinen bu zarif kuşlar, sadece biyolojik özellikleriyle değil, Türk-İslam kültüründeki sarsılmaz yeriyle de dikkat çekiyor.
Sadakatin Simgesi: "Kumrular Gibi"
Mehmet Akkan, kumruların en belirgin özelliğinin tek eşlilik ve ömür boyu sadakat olduğunu vurguluyor. Eşi öldüğünde uzun süre yas tutan ve başka bir eş arayışına girmeyen bu kuşlar, Anadolu’da birbirini çok seven çiftler için kullanılan "Kumrular gibi" deyiminin de ilham kaynağı. Boynundaki siyah halkası ve vakur duruşuyla bilinen kumrular, "güvercin sütü" ile yavrularını besleyerek doğadaki en fedakar ebeveynler arasında yer alıyor.
Tasavvufta Bir Zikir Ehli: "Ya Kuddüs"
Kumrunun o kendine has, monoton ve huzur verici sesi, tasavvuf ehli tarafından manevi bir dille yorumlanıyor. İnanışa göre kumrular, ötüşleriyle Allah’ı zikrederler. Akkan’ın aktardığına göre; kumrunun zikri "Ya Kuddüs" (Ey her türlü noksanlıktan münezzeh olan Allah) veya namazın en derin anı olan secdedeki "Sübhâne Rabbiyyel-a'lâ" tesbihatıdır. Bu yönüyle kumru, kalbi temizliğin ve günahsızlığın sembolü olarak görülür.
Balkonunuzdaki Bereket Habercisi
Geleneksel inanışta, bir kumrunun evin balkonuna veya penceresine yuva yapması, o eve bolluk, bereket ve huzur geleceğine yorulur. Müjdeli haberlerin habercisi kabul edilen bu kuşlar, "kimseye bulaşmayan, kendi halinde ve barışçıl" karakterleriyle de insanlara örnek teşkil eder.
"Biga Yarımadası Hayat Verir"
Yazısını anlamlı bir mesajla noktalayan Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan, coğrafyamızın kıymetine dikkat çekiyor:
"Biga Yarımadası ve Kazdağları; havasıyla, suyuyla ve içindeki tüm canlılarıyla hayat verir, yaşatır ve herkese iyi gelir."
Doğanın bu sessiz ama derin anlamlar taşıyan mucizelerine sahip çıkmak, Biga’nın kültürel ve doğal mirasını korumak adına büyük önem taşıyor.