Gündem

Denizde bu hatanın sonu ölüm olabilir! Çanakkale’de uzmandan uyarı

Uzmanların uyarılarına dikkat edilmesi boğulma riskini azaltıyor

Abone Ol

Yazın artan boğulma vakalarının önüne geçmek için göl, gölet ve akarsularda dibi görünmeyen yerlere girilmemesi, denizde şamandıra sınırının aşılmaması, cankurtaran bulunmayan noktalardan uzak durulması, akıntıya kapılınca panik yapılmadan kıyıya paralel yüzülmesi ve boğulma tehlikesi geçiren kişiye müdahale ederken önce kendi can güvenliğinin gözetilmesi önem taşıyor

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Denizcilik Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Ogün Gezen:"Kıyıya ne kadar uzaksanız, kurtulma süreniz kısıtlanıyor. Belirlenen alanlarda yüzmek boğulma vakalarını azaltıyor"

Yaz aylarında deniz, göl, gölet ve akarsularda akıntı ve anaforlar, ani derinleşmeler, güvenli yüzme alanlarının dışına çıkılması, dibi görünmeyen yerlere girilmesi ve panik yapılması, can güvenliği açısından risk oluşturuyor.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Denizcilik Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı ve "gümüş cankurtaran eğitmeni" Ogün Gezen, boğulma vakalarının yaşanmaması için dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu.

Gezen, deniz, göl, gölet ve akarsulardaki riskleri şöyle sıraladı:

- Yüzme bilmemek kadar bilinmeyen su koşulları da boğulmada etkili

- Akıntı, anafor (girdap) ve ani derinleşmeler

- Yüzme bilmemek, dibi görünmeyen ve bilinmeyen sulara girmek

- Göl ve göletlerde balçık ya da kum dip yapısı

- Boğulma tehlikesi geçiren kişiyi bilinçsizce kurtarmaya çalışmak

- Şamandıra dışına çıkıp akıntıya kapılma ya da sağlık problemi nedeniyle boğulma

- Açığa yüzmenin düşük kondisyonla panik riskini artırması

- Kıyıdan uzaklaştıkça kurtulma süresinin azalması

- Panik yapmanın yüzme dengesini bozması

- Öneriler

"Gümüş cankurtaran" eğitmeni Ogün Gezen, hayat kurtaran şu önerilerde bulundu:

- Akarsu, gölet ve benzeri alanlarda yüzmek yerine güvenli olduğu belirlenmiş, gerekli denetim ve cankurtaran hizmetlerinin bulunduğu yerler tercih edilmeli

- Belirlenen alanlarda yüzülmeli, denizde şamandıra varsa aşılmamalı

- Bilinen yerlerde suya girilmeli, belli bir mesafeden fazla gidilmemeli

- Çeken akıntıya karşı yüzülmemeli, akıntıdan kurtulmak için kıyıya paralel yüzülmeli

- Kişi su üzerinde kalabiliyorsa enerjisini korumalı, sırtüstü pozisyonda dinlenmeli ve yardım istemeli

- Derin dalış yapanlar, iki kişiyle bu sporu gerçekleştirmeli

- Cankurtaran olmayan yerde boğulma tehlikesi geçiren kişiye müdahale eden kişi, önce kendi can güvenliğini gözetmeli

- Boğulmak üzere olan kişi takip edilip mümkünse sığ/güvenli yere çekilmeli

"Bilinmeyen akıntılar ya da anaforlar oluşabiliyor"

Ogün Gezen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle gölet ve nehirlerde suyun derinliği ve dip yapısının dışarıdan her zaman görülememesinin risk oluşturduğuna dikkati çekerek, "Dere ve göletlerde bilinmeyen akıntılar ya da anaforlar oluşabiliyor. Dip yapıları balçık ya da kum olabiliyor. Bu alanlara giren kişi balçık ya da kuma saplanabiliyor. Yüzme bilmeyen bir kişi, bu gibi durumlarda boğulma riskiyle karşı karşıya kalabiliyor." diye konuştu.

Gezen, akarsu, gölet ve benzeri alanlarda yüzmek yerine güvenli olduğu belirlenmiş, gerekli denetim ve cankurtaran hizmetlerinin bulunduğu yerlerin tercih edilmesi gerektiğini vurguladı.

Yüzme bilen kişilerin de kendilerine aşırı güvenmemesi gerektiğine dikkati çeken Gezen, boğulmak üzere olan bir kişiyi kurtarmaya çalışırken eğitim ve ekipman olmadan suya girmenin kurtarıcının da hayatını tehlikeye atabileceğini ifade etti.

Belirlenen alanların dışına çıkılmamalı

Gezen, cankurtaranın olmadığı yerlerde boğulma tehlikesi geçiren kişiye müdahale etmeye çalışan birinin öncelikle kendi hayatını düşünmesi gerektiğini vurguladı.

Boğulmak üzere olan kişinin olabildiğince takip edilip sığ ve güvenli yere çekilerek karaya çıkarılması gerektiğini belirten Gezen, şunları söyledi:

"Cankurtaran olan bölgelerde yüzme alanları şamandıralarla belirlenmiş durumda. Boğulmaların çoğu, şamandıraların dışına çıkarak akıntıya kapılma ya da herhangi bir sağlık problemi nedeniyle kalp krizi geçirme sonucu yaşanabiliyor. Yüzme fiziksel kondisyon isteyen bir spor. Düzgün bir kondisyonunuz yoksa, açıkta yaşanan panik anında bu durum boğulma vakasına dönüşebiliyor. Kıyıya ne kadar uzaksanız, kurtulma süreniz kısıtlanıyor. Belirlenen alanlarda yüzmek boğulma vakalarını azaltıyor."

Gezen, özellikle denizde karşılaşılan çeken akıntının, kıyıdan açığa doğru hareket eden güçlü bir su akımı olduğunu belirterek, bu akıntıya kapılan kişilerin panik yapmaması gerektiğini dile getirdi.

Çeken akıntının kişiyi dibe çekmediğini, kıyıdan uzaklaştırdığını ifade eden Gezen, "Akıntıya karşı yüzmek, fiziksel kondisyonunuzu hızla düşürüyor. Öncelikle sakin kalmak ve su üzerinde kalmaya çalışmak gerekiyor. Akıntıdan kurtulmak için kıyıya paralel yüzerek akıntının dışına çıkmak, ardından kıyıya doğru yönelmek gerekiyor. Boğulma vakalarındaki en büyük sıkıntılardan biri panik yapıp yüzme dengesini bozmak." dedi.

Nefes tutmalı dalışta hiperventilasyon uyarısı

Balık avlamak için zıpkınla dalış yapanların yaşadığı boğulma olaylarına da değinen Gezen, şunları kaydetti:

"Dalış endüstrisinin büyümesiyle dalış malzemelerine ulaşım kolaylaştı. Bu da zıpkınla balık avlayan sporcuların, daha iyi balığa ulaşmak için daha derinlere dalmasını sağladı. Bu süreçte 'hiperventilasyon' (vücudun o anki ihtiyacından çok daha hızlı ve derin nefes alıp verme durumu) dediğimiz bir olay var. Suyun yüzeyine çıktığımızda toparlanıp hızlı şekilde dibe dalma metodu. Bu metodu kullanan zıpkın sporcularında, daldıktan sonra yüzeye çıkarken 'sığ su bayılması' denilen olay meydana geliyor. Bayıldığınız zaman yanınızda bir arkadaşınız yoksa, bu durum ölümle sonuçlanabiliyor. Özellikle derin dalış yapanların iki kişiyle bu sporu gerçekleştirmeleri önemli. Serbest dalıcılar şamandıra kullanabilir. Hukuki olarak da teknelerin üzerinizden geçmemesini sağlar ve başınıza bir olay geldiğinde bulunmanızı kolaylaştırır."