Gündem

Köprülülü Hamdi Bey Şehadetinin 106.Yılı

İsmail Şaşmaz’ın kaleminden / derlediği bilgilere göre; Millî Mücadele kahramanı Köprülülü Hamdi Bey’in şehadetinin 106. yılı dolayısıyla hazırlanan bu yazı, Biga’nın bağımsızlık mücadelesindeki yerini, unutulmaya yüz tutmuş kahramanlarını ve tarihe yön veren olayları bir kez daha hatırlatmayı amaçlıyor.

Abone Ol

KÖPRÜLÜLÜ HAMDİ BEY ŞEHADETİNİN 106.YILI

"Bu yaptıklarınızın hesabını vereceksiniz. Kuvayı Milliye yalnız ben değilim; Kuvayı Milliye, bütün Türk milletidir!"

Bu sözleri, Millî Mücadele kahramanı Köprülülü Hamdi Bey, İngiliz ve Yunan iş birlikçisi Anzavur Ahmet’in adamları tarafından şehit edilirken söylemiştir.

Kuvayı Milliye Nedir?

Kuvayı Milliye, "millî kuvvetler" demektir. 1919 yılında Mondros Mütarekesi gereği Osmanlı Devleti’nin dört bir yanı düşman tarafından işgal edilirken, Osmanlı hükûmeti imzaladığı ağır barış antlaşması gereği işgallere karşı direnç gösterememiştir. Bundan cesaret alan İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar ve İtalyanlar Anadolu’yu dört bir yandan işgale başlamışlardır. Halk, Osmanlı hükûmetinin işgaller karşısında sessiz kalması sebebiyle kendi göbek bağını kendisi kesmek mecburiyetinde kalmış ve işgallere karşı örgütlenmeye başlamıştır.

İşte bu işgalcilere karşı örgütlenen halka " Kuvayı Milliyeciler ", yani millî kuvvetler denir. Köprülülü Hamdi Bey de bu kahramanlardan biridir. Bugün herkesin "Ada Mahallesi" olarak bildiği, aslında adı "Hamdi Bey Mahallesi" olan Biga’mızın bu bölgesi, ismini Köprülülü Hamdi Bey’den almıştır.

Şimdi yazıma başlarken, siz değerli Biga’lı hemşerilerime sormak istiyorum:

  • Biga’nın girişinde bulunan, birçok köy otobüsünün ve Bigalının her gün önünden geçtiği Köprülülü Hamdi Bey heykelini acaba kaç kişi biliyor?
  • Kaç Bigalı, Hamdi Bey’in kurtuluş mücadelesi için yaptıklarını biliyor?
  • Kaç okulda, camide veya kahvehanede bu kahraman Kuvayı Milliyeci, ölüm yıl dönümünde anılıyor?
  • Kızınca birbirine "Anzavur" diye hitap eden kaç Bigalı, bu ismin tarihsel anlamını biliyor?
  • Kaç Bigalı, şehitlikte yatan Millî Mücadele kahramanı Hamdi Bey ve Jandarma Komutanı Kani Bey’in mezarlarını ziyaret etmiştir?
  • Kaç kez Hamdi beyin hayatını anlatan tiyatro sergilendi?
  • Kaç okulda ölüm yıldönümünde Köprülülü Hamdi Bey Köşesi yapılıyor?

Hamdi Bey’in Hayatı

Köprülülü Hamdi Bey, bir zamanlar Osmanlı toprağı olan, bugün ise Makedonya sınırlarında kalan Köprülü kasabasında 1888 yılında doğmuştur. Ortaöğrenimini Üsküp’te tamamladıktan sonra İstanbul’a giderek bugünkü Siyasal Bilgiler Fakültesinde öğrenim görmüştür. 1912 yılında Balkan Savaşları'na yedek subay olarak katılmıştır.

Savaştan sonra Edirne Polis Müdürlüğünde göreve başlamış, ardından Demirköy ilçesine kaymakam olarak atanmıştır. I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte 1915’te Malkara, 1916’da Keşan Kaymakamlığı görevlerini yürütmüştür. 13 Temmuz 1917’de ise Edremit Kaymakamı olarak görevine başlamıştır.

Vizyon sahibi ve çağdaş bir düşünür olan Hamdi Bey, henüz 29 yaşında bir kaymakam iken Edremit’te bir matbaa kurmuş ve gazete çıkarılmasına öncülük etmiştir. Kasabaya elektrik getirilmesi için etütler yaptırmış ve kentin imar planlarını çizdirmiştir. İki yıllık görev süresi boyunca sergilediği yönetim anlayışıyla, geleceğin değerli idarecilerinden biri olacağını kanıtlamıştır.

9 Nisan 1919 tarihinde, dönemin sadrazamı Damat Ferit Paşa tarafından görevinden azledilmiştir. Bahsi geçen Damat Ferit Paşa, Millî Mücadele boyunca İngiliz ve Yunanlılarla işbirlikçilik yapan bir kişidir. Nitekim Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması üzerine de 1922 yılında Avrupa’ya kaçmıştır.

Akbaş Baskını

Kahraman Hamdi Bey’in tarih sahnesinde çıkmasında ki en önemli olaylardan biri Akbaş Baskını'dır. Akbaş Cephaneliği, bugün Eceabat sınırları içerisinde yer alan Osmanlı’ya ait bir silah deposuydu. Osmanlı hükûmetinin İtilaf Devletleri ile imzaladığı Mondros Ateşkes antlaşma gereği, Fransızlar bu cephaneliğe el koymuştur. Anadolu’da düşmanla çarpışan millî kuvvetlerin mühimmata ihtiyacı olduğu için, Balıkesir’deki Millî Mücadele Karargâhı zaten bize ait olan bu silahları geri almak amacıyla baskın kararı almıştır.

Bu tehlikeli görev için Köprülülü Hamdi Bey, Dramalı Rıza Bey ve 40 Kuvayı Milliye neferi gönüllü olmuştur. 26-27 Ocak 1920 gecesi, Fransız kontrolündeki cephaneliğe baskın düzenlenmiş; silahlar ele geçirilerek Fransız askerleri rehin alınmıştır. Ele geçirilen 8.000 tüfek, 40 makineli tüfek ve 20.000 sandık mermi Yenice’ye nakledilmiştir. Bu olay Fransız ve İngilizlerde şok etkisi yaratmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk, bu kahramanlığı Nutuk’ta şu sözlerle anlatır:

"Efendiler... Köprülü Hamdi Bey adında kahraman bir arkadaşımız, Kuvayı Milliye bir müfreze ile 26/27 Ocak 1920 gecesi sallarla Rumeli sahiline geçti. Akbaş cephaneliklerini ele geçirdi. Depo bekçileri olan Fransızları tutukladı ve haberleşme hatlarını kesti. Silahların hepsini, cephanenin bir kısmını ve muhafız Fransız askerlerini de gözaltında Lapseki'ye nakletti... Bu olay üzerine İngilizler, Bandırma'ya iki yüz kişilik bir kuvvet çıkardılar."

HAMDİ BEY’İN ŞEHADETİ

Akbaş Cephaneliği baskınını hazmedemeyen İngiliz ve Fransızlar; cephanenin bir an önce geri alınması ve bu silahların, millî kuvvetler tarafından Yunanlılara karşı kullanılmasının önlenmesi için hızlıca harekete geçmişlerdir. Baskından sonra Biga’ya gelen Hamdi Bey, Kuva-yi Milliye’ye asker toplamak ve bunları eğitmek amacıyla bir süre Biga bölgesinde kalmıştır.

Anzavur Ahmet’in; Köprülülü Hamdi Bey’i ve Türk millî kuvvetlerini Biga’dan çıkarmak için İngilizlerden aldığı altın ve paralarla köylüleri ayaklandırıp Biga üzerine gelmesi üzerine, Köprülülü Hamdi Bey; elindeki yetersiz savunma gücü nedeniyle ve kardeş kanının akmasını istemediğinden dolayı Biga’dan ayrılarak Yenice’ye doğru hareket etmiştir. Hamdi Bey’in Biga’dan ayrıldığını duyan Anzavur Ahmet, Biga’yı basarak Jandarma Komutanı Kani Bey’i ve birkaç jandarma erini şehit etmiştir.

Köprülülü Hamdi Bey, Yenicede, Dıramalı Rıza Bey’in koruması altında bulunan silahların ve cephanenin yanına gittiği esnada; Yenice’nin Yukarı İnova köyünde Anzavur’un adamları tarafından yakalanarak hunharca şehit edilmiştir.

O dönem Biga’da öğretmenlik yapan Uluğ İğdemir’in günlüğünde, Hamdi Bey’in şehadeti şöyle anlatılmaktadır:

“Bir ders sonra hademe geldi. Demin dışarı çıkmıştı, dersteydim. Heyecanla kapıyı açtı:

— Eyvah! dedi. Hamdi Bey’i getiriyorlar. Ne başını bırakmışlar ne vücudunu; paramparça etmişler zavallıyı.

Tüylerim ürperdi, rengim uçtu. Heyecanım şiddetlendi, duramadım; kapının önüne çıktım. Halk hükûmet meydanına koşuyor. Artık ne ders ne de talebe hatırıma geliyor; her şeyden soğudum, elim ayağım titriyor. Tekrar içeri girdim.

Haber aldık ki Hamdi Bey’in naaş-ı mübarekini canavarlar kirli ayaklarıyla çiğnemişler, vücudunu parça parça etmişler alçaklar! Bunları işittikçe teessürüme payan olmuyor. Of!.. Bu derece yeisi ömrümde görmedim, bu derece fecaati dünyada işitmedim. Herhalde Balkan Harbi’nin Bulgarları bunlardan daha munsif idiler. Zavallı şehidin vücudunu arabadan süngülerle çıkarmışlar.”

Millî bir kahramanı şehit eden Anzavur Ahmet, bu olaydan İngilizlerden 5 bin altın ödül almış olduğu birçok tarihi kaynakta geçmekte ve İstanbul hükûmeti tarafından "paşalık" unvanı ile ödüllendirilmiştir. Anzavur Ahmet daha birçok bölgede millî kuvvetlere karşı isyan etmiş; Türk milletinin bağımsızlığı için savaşan Kuva-yi Milliyecilere karşı İngiliz ve Fransızlarla sürekli ortak hareket etmiştir. Biga’da çıkarmış olduğu büyük isyan, 19 Nisan 1920’de Çerkez Ethem tarafından bastırılmıştır. 15 Nisan 1921 tarihinde Yeniçiftlik köyünde, Mehmet Efe adında bir kişi, Adliye köyü civarında Anzavur Ahmet’i öldürmüştür.

Şimdi soruyorum sizlere değerli Bigalı hemşehrilerim:

Hayatını Türk milletinin ve din-i İslam’ın kurtuluşu ile bağımsızlığı için feda eden, Biga’nın ilk millî hükûmet temsilcisi olan bu kahraman vatan evladını ne zaman tanıyıp çocuklarımıza ve torunlarımıza anlatacağız?

Bu yıl, şehadetinin üzerinden tam 106 yıl geçen ve 17 Şubat 1920’de acımasızca şehit edilen millî kahramanımız Köprülülü Hamdi Bey’i rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.