Eğitim planlaması yapılırken spor branşı ülkemizde hep geri planda tutulmuştur.


Gerek eğitimciler gerekse veliler tarafından spor ve dallarının ön planda yer almadığı herkesin malumudur. Mühendislik, öğretmenlik, avukatlık meslekleri birer alan olarak görülürken; karate antrenörlüğü, Judo, taekwondo antrenörlüğü, badminton öğretmenliği ilgi görmeyen ve hatta bilinmeyen mesleklerdir. Hiç şüphesiz bu durumun nedeni; eğitimdeki spora bakış ve devlet politikasıdır. Planlı bir spor planlaması olmadığı için uygulanan eğitim de beden eğitimi ile sınırlı kalmış, karnedeki en yüksek not olması adeta bir kural halini almıştır.
Yetmiş sekiz milyonluk bir nüfusa sahip ülkenin, kendisinden çok daha düşük nüfuslu ülkeden olimpiyatlarda daha altlarda kalması sporcusunun olmadığından değil; sporcuların bulunup yetiştirilememesinin sonucudur. Planlı ve programlı bir şekilde spora ve sporculara anlam yükleyen ülkeler, hem ülke olarak hem de bireyleri olarak başarının kapılarını aralayacaktır.
Çanakkale ilimizde sporcularımız çalışacak alan bulamazken, yine de birçok ulusal ve uluslararası düzeyde başarı elde etmiş sporcularımız mevcut olup bu başarının mimarı olan antrenörler değer görmemektedir. Peki bunu nasıl değiştirebiliriz?
Spor ve eğitim nasıl planlanmalı?
Türkiye’de spor deyince akla futbol gelir; insanlar futbolla yatar futbolla kalkar, çünkü bu bir kültür halini almıştır. Tıpkı futbol gibi sporun tüm halk tabakalarına tanıtılması ve sevdirilmesi gerekmektedir. Sporun tüm dallarının sevilebilmesi, elbette insanların hayatlarına değer katmasıyla mümkündür. Bir veli çocuğunu hentbolla ilgilendiğinde “hentbol oynayıp da ne olacaksın” sualini sormadığı gün spor değer kazanmış olacaktır.
Ülkenin tüm şehirlerine spor okulları, spor akademileri yaygınlaştırılmalıdır. Voleybol, hentbol, badminton, tenis, karate, taekwondo, Judo gibi spor dallarında eğitimler verilmeli ve bu alanda yetenekli gençler keşfedilerek, profesyonelleşme imkanları sağlanmalıdır.
Beden eğitimi gibi sırf ders olsun diye bir ders okutulması yerine, gerçekten spor dallarına gençleri yönlendirecek, bilinçlendirecek faaliyet alanlarına dönüştürülmelidir. Avrupa’daki bazı ülkeler hafta sonu spora yönelik eğitimler vermesiyle bir yönden bu alanda çocukların ilgi ve alakasını yoğunlaştırmış, bir ders formatında değil bir sosyal etkinlik olarak eğitimler vermiş ve başarı sağlamıştır.
Şüphesiz spor dallarındaki bu dönüşümün sağlanması gelişmiş, liyakatli kadroların oluşturulması ve bu kadrolara yeterli imkânların verilmesi ile mümkündür.
Spor ile içli dışlı olan nesiller sağlıklarına değer verecek yaşam şekillerini bu motivasyonla şekillendireceklerdir. Gereksiz alanlarda gençliği tehdit eden mekânlarda değil, spor komplekslerinde, turnuvalarda vakit geçirecek birbirlerini buralara çekeceklerdir.
Spor ve Eğitimin Sonuçları
Gerekli planlamalar yapıldığında bu alanlardaki sosyal kazanımlar da zaman içerisinde belli periyotlar dahilinde gün yüzüne çıkacaktır. İnsana yapılan yatırım en sağlam yatırımdır ama her zaman meyvesini almak sabır ve zaman isteyecektir.
Spor dallarının değer kazanmasıyla bu alanlarda eğitim alan gençler meslek sahibi olacak ve istihdam olanakları artacaktır. Sporla ilgilenenin işsiz kaldığı değil sporla ilgilenenin meslek sahibi olduğu dönemler gelecektir. Meslek liseleri formatındaki spor eğitimleri gençleri bilinçlendirecek, bu bilinçlenme sağlıklı yaşam biçimlerinin toplumda anlam kazanmasını sağlayacaktır.
Spor ile ilgili bireylerin yetişmesi rekabet gücü yüksek toplumlara işarettir.
Toplumun bu denli spora ilgi duyması teknik manada olimpiyatlar gibi başarıları beraberinde getireceği gibi sağlıklı, mutlu, pozitif insan kitlelerini de beraberinde getirecektir.