Biga Yarımadası ve Kazdağları’nın derinlikleri, insanı büyüleyen muazzam bir tarihî ve doğal mirasa ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan tarafından yapılan bilimsel incelemeler ve çalışmalar, Bayramiç ilçesi Evciler Köyü sınırlarında yer alan Küçük Düden Mevkiinde adeta zamanı durduran anıtsal bir çınarı –daha doğrusu Anadolu’nun en vefakâr ağacı olan bir Karaçam’ı (Pinus nigra)– yeniden gündeme taşıdı. Tam 781 yıldır ayakta olan bu muhteşem ağaç, heybeti ve taşıdığı mistik ruhla görenleri kendine hayran bırakıyor.
1200 Rakımda Olağanüstü Boyutlar
Deniz seviyesinden 1200 metre yükseklikte, doğanın kalbinde yaşamını sürdüren anıt ağacın yaşı, gövdesinden artım burgusu ile kesit alınıp enterpole edilerek hassasiyetle hesaplandı. Türünün alışılmış ölçülerini çok aşan bu dev ağacın çapı 180 santimetre, gövde çevresi 565 santimetre, boyu ise tam 27 metre olarak ölçüldü. Akçam, Alaçam ve Yayla Çamı isimleriyle de anılan bu Karaçam, doğal görünümünden esaslı şekilde sapma göstererek kazandığı plastik ve estetik formla adeta canlı bir sanat eserini andırıyor.
Türk Boylarının Bölgeye Gelişine Şahitlik Etti
Bu Karaçam’ı sadece botanik bir mucize değil, "Yaşayan Tarih" kılan en büyük özelliği ise Biga Yarımadası’nın Türkleşme sürecine bizzat tanıklık etmiş olmasıdır. Kazdağları’na Türk boylarının yerleşimi 11. yüzyıldaki Malazgirt Zaferi'nin ardından başlamış; 13. yüzyılda Moğol baskılarından kaçan kalabalık Türkmen aşiretlerinin batıya göçmesiyle kalıcı hale gelmiştir. 1300'lü yılların başında Karesi Beyliği ve ardından Orhan Gazi döneminde (1330'lar) İstanbul’un fethi için gereken kereste ihtiyacını karşılamak üzere Toroslar'dan getirilen Tahtacı Türkmenleri bu topraklara yerleşirken, onları dağ eteklerinde bu heybetli Karaçam karşılamıştır. Yüzyıllar boyunca konar-göçer Türkmenlerin yaylak ve kışlak kültürüne, mistik folkloruna ev sahipliği yapan ağaç, geçmiş ile gelecek arasında sarsılmaz bir köprü görevi görüyor.
Asırlık Çınarın Bağrında Bir "Bebek Karaçam"
Yöre insanı tarafından gözü gibi korunarak kutsal bir miras olarak kabul edilen tarihi ağaç, sadece geçmişi değil geleceği de yeşertmeye devam ediyor. Yüzyıllarca tohumlarıyla koca bir ormana hayat veren anıt ağacın dibinde, bu yıl kozalaklarından düşen tohumların çimlenmesiyle yeni bir yaşam filizlendi. Orman sakinleri, bu asırlık devin gölgesinde büyüyen "Bebek Karaçam fidanını" titizlikle koruyarak geleceğe hazırlıyor.
Mühendis Mehmet Akkan’ın "Mükemmel yaratılış, muhteşem doğa" sözleriyle özetlediği bu yaşayan efsane, bölgenin akciğeri olmasının ötesinde milli hafızamızın bir parçası. Unutmayalım ki; "Kazdağları hayat verir, yaşatır ve tarihe şahitlik eder."










