Çanakkale’nin Biga ilçesine bağlı Gümüşçay beldesi, yaklaşık üç asırlık bir tarihe tanıklık eden Nasuh Çelebi Camii ile geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Sultan 1. Mahmud döneminde, Rumi 1750 yılında inşasına başlanan ve halk arasında "Çarşı Camii" olarak da bilinen bu abidevi yapı, hem mimarisi hem de içindeki paha biçilemez eserlerle görenleri büyülüyor.
Ahşap ve Sanatın Muhteşem Uyumu
Ahşap-kagir taşıyıcı sisteme sahip olan cami, özellikle iç dizaynındaki sanatsal detaylarla dikkat çekiyor. Caminin içerisinde muhafaza edilen tarihi buhurdanlıklar, asırlık avizeler ve el yazması Kur'an-ı Kerimler, yapının sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda yaşayan bir müze olduğunu kanıtlıyor. 2013 yılında Balıkesir Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından aslına uygun olarak restore edilen cami; ahşap payandalar ve özel güçlendirme yöntemleriyle gelecek nesillere aktarılmak üzere koruma altına alınmış durumda.
Haziredeki Mezar Taşları Tarihi Yeniden Yazıyor
Caminin hemen yanında bulunan ve tescil edilmiş bir "hazire" alanı olan mezarlık, bölgenin Türk-İslam tarihindeki yerini belgeler nitelikte. Yapılan araştırmalar ve mezar taşlarındaki kitabeler, buranın Çelebizadeler ailesine ait olduğunu gösteriyor. Rumi 1170 yılına kadar uzanan en eski doğum tarihleri, Gümüşçay’ın Selçuklular tarafından fethedilip Karesioğlu Beyliği üzerinden Osmanlı’ya bağlandığı süreci doğrulayan akademik birer kanıt sunuyor.
109 Mezar Taşı Bilimsel Çalışmaya Konu Oldu
Nasuh Çelebi Haziresi, 2020 yılında hazırlanan kapsamlı bir yüksek lisans tezine de ilham kaynağı oldu. Fotoğraflama, estampaj ve tebeşirleme yöntemleriyle yapılan çalışmada; 18., 19. ve 20. yüzyıllara ait tam 109 mezar tespit edildi. Kitabelerdeki tezyinatlar (süslemeler) ve hat sanatı incelenerek, bölgenin o dönemdeki kültürel ve sanatsal zenginliği literatüre kazandırıldı.
Gümüşçay Nasuh Çelebi Camii ve Haziresi, bugün hem ibadet etmek isteyenleri hem de tarihin tozlu sayfalarında yolculuğa çıkmak isteyen kültür meraklılarını ağırlamaya devam ediyor.







