Biga’da doğada mantar toplayarak yıllardır saha gözlemleri yapan doğasever Kamuran Arslan, mantarların kesilerek mi yoksa sökülerek mi toplanması gerektiği yönündeki yıllardır süren tartışmaya ilişkin deneyimlerini paylaştı.

Yaklaşık 5-6 yıldır aynı bölgelerde gözlem yaptığını belirten Arslan, mantarın nasıl toplandığından çok, toplama sırasında doğaya verilen zararın önemli olduğuna dikkat çekti.

“MANTARIN KÖKÜ YOK”

Mantarın bitki olmadığını hatırlatan Arslan, doğada görülen yapının aslında mantarın meyve gövdesi olduğunu ifade etti.

Arslan’a göre mantarın asıl canlı yapısı olan miselyum, toprağın, yaprakların veya odunun içerisinde yayılıyor. Bu nedenle mantarın kesilmesiyle “kökünün toprakta bırakıldığı” yönündeki düşüncenin doğru olmadığını belirtti.

KESMEK Mİ, SÖKMEK Mİ?

Mantar toplama yöntemleri konusunda uzun yıllardır farklı bilimsel çalışmalar yapıldığını aktaran Arslan, Amerika’da yaklaşık 25 yıl, İsviçre’de ise yaklaşık 30 yıl süren araştırmalarda keserek ve sökerek toplamanın etkilerinin incelendiğini söyledi.

Bakan Şimşek: Fon piyasalarında "sistemik problem yok"
Bakan Şimşek: Fon piyasalarında "sistemik problem yok"
İçeriği Görüntüle

Arslan, söz konusu çalışmaların mantarın dikkatli şekilde sökülerek toplanmasının sonraki yıllardaki mantar verimini belirgin biçimde azalttığını gösteren güçlü bir sonuç ortaya koymadığını, İsviçre’deki uzun süreli çalışmada da iki yöntem arasında belirgin bir fark görülmediğini aktardı.

Kendi saha gözlemlerinin de bu değerlendirmelerle büyük ölçüde örtüştüğünü ifade eden Arslan, aynı bölgelerde yıllar boyunca hem keserek hem de dipten nazikçe burarak mantar topladığını belirtti.

“ASLINDA BELİRLEYİCİ OLAN ÇEVRE ŞARTLARI”

Arslan, mantarın bir sonraki sezon ortaya çıkıp çıkmamasında toplama yönteminden ziyade yağış, toprak nemi, sıcaklık, ağacın durumu, rakım ve mikroiklim gibi çevresel koşulların etkili olduğunu düşündüğünü söyledi.

Her mantar türünde aynı yöntemi uygulamadığını belirten Arslan, Morchella (kuzugöbeği), Pleurotus türleri ve ağaç üzerinde yetişen birçok mantarı genellikle keserek aldığını; Boletus, Lactarius ve Russula gibi toprakta yetişen türlerde ise zaman zaman kesme, zaman zaman da dikkatli şekilde burarak çıkarma yöntemini kullandığını ifade etti.

“ASIL MESELE DOĞAYI NE KADAR RAHATSIZ ETTİĞİMİZ”

Kamuran Arslan’ın dikkat çektiği en önemli noktalardan biri ise mantarın çıkarılması sırasında toprağın ve yaprak tabakasının zarar görmemesi.

Mantar toplanırken toprağın eşelenmesi, yaprakların dağıtılması ve zeminin açık bırakılmasının doğa açısından daha fazla önem taşıdığını belirten Arslan, kendisinin mantarı aldıktan sonra oluşan boşluğu mümkün olduğunca kapattığını söyledi.

Arslan, “Yaprağı yaprağın, toprağı toprağın üzerine getiriyorum” diyerek mantarın yetiştiği ortamın mümkün olduğunca korunması gerektiğini vurguladı.

“MANTARI ALIN, DOĞAYI BIRAKTIĞINIZ GİBİ BIRAKIN”

Doğadaki mantarların azalmasının yalnızca keserek veya sökerek toplama yöntemine bağlanmaması gerektiğini belirten Arslan; yağış düzenindeki değişiklikler, kuraklık, orman kesimleri, toprağın sıkışması ve habitat kaybı gibi faktörlerin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

Arslan, yıllardır süren saha deneyiminden çıkardığı yaklaşımı ise şu sözlerle özetledi:

“Kesene de saygım var, sökene de… Mesele mantarı nasıl aldığımızdan çok, arkamızda nasıl bir doğa bıraktığımız.”

Bigalı doğasever Kamuran Arslan, mantar toplayan vatandaşlara çevreyi mümkün olduğunca rahatsız etmemeleri, açılan alanları yeniden kapatmaları ve mantarın yetiştiği habitatı korumaları çağrısında bulundu.

B44F5D2F Eff0 4Dbd Afc4 0D72Eefa051D

Muhabir: Şahver Banu Çağlak