Çanakkale’de orman yüksek mühendisi Mehmet Akkan, Kazdağları’nın derinliklerinde yer alan ve yöre halkı tarafından şifalı olduğuna inanılan Dalaksuyu Pınarı’nı anlattı. Çanakkale-Balıkesir il sınırında bulunan pınarın, eşsiz orman dokusu ve buz gibi suyuyla Kazdağları’nın dikkat çeken doğal değerlerinden biri olduğu belirtildi.
Akkan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, tarih boyunca “Binbir Pınarlı İda” olarak bilinen Kazdağları’nın derinliklerinde bulunan Dalaksuyu Pınarı’nın doğal güzellik ve değer bakımından özel bir yere sahip olduğunu ifade etti.
KAZDAĞLARI’NIN DERİNLİKLERİNDEN KAYNIYOR
Dalaksuyu Pınarı’nın, Gürgen Dağı’nın kuzeyinde kaynak suyu olarak topraktan çıktığını belirten Akkan, pınarın Çanakkale-Balıkesir il sınırında bulunduğunu aktardı. Yöre halkı tarafından şifalı su olarak bilinen Dalaksuyu’nun, geçmişten bu yana dalak büyümesi, mide ve sindirim sistemi rahatsızlıkları için kullanıldığı ve içilmeye devam edildiği ifade edildi.
Kayın, meşe, kestane, gürgen ve göknar ağaçlarından oluşan ormanların arasından berrak şekilde akan Dalaksuyu’nun özellikle yaz aylarında son derece soğuk olduğu belirtildi.
Akkan, suyun soğukluğunu anlatırken, yaz mevsiminde insan elinin bir dakika bile suyun içerisinde tutulamadığını, pınara karpuz konulduğunda ise karpuzun çatladığını ifade etti. Kaynak suyunun bir kaba alındığında, kabın dış yüzeyinde buzdolabından çıkarılan soğuk bir içecekte olduğu gibi yoğunlaşma meydana geldiğini belirten Akkan, Dalaksuyu’nun en soğuk ayarda çalışan bir buzdolabından alınan su kadar soğuk olduğunu dile getirdi.
Bu nedenle suyun tek seferde içilemediğini belirten Akkan, yudum yudum ne kadar içilirse içilsin rahatsızlık vermediğini, buna karşılık buzdolabından alınan suyun bazı kişilerde rahatsızlık oluşturabildiğini ifade etti.
Kış aylarında ise Dalaksuyu’nun aksine ılık olduğu aktarıldı. Pınarın bazı yıllarda eylül sonu veya ekim ayı başında yaklaşık 15-20 gün boyunca akmadığı da belirtildi.
ORMANLARIN ARASINDAN ULAŞILIYOR
Dalaksuyu Pınarı’nın bulunduğu bölgenin de en az pınarın kendisi kadar özel olduğu ifade edildi.
Gürgen Dağı’nın batı havzasındaki derelerin Bayramiç’ten geçen Menderes Çayı’nı, doğu havzasındaki derelerin ise Kalkım’dan geçen Agonya Çayı’nı oluşturduğu belirtildi.
Dalaksuyu’na ulaşım için Bayramiç’in Karaköy Köyü’nden yaklaşık 17 kilometrelik orman yolu kullanılıyor. Karaköy Köyü’nün Bayramiç’e uzaklığı yaklaşık 34 kilometre, Çan’a uzaklığı ise 32 kilometre olarak ifade edildi.
Bir diğer ulaşım güzergahının ise Yenice-Kalkım tarafındaki Akçakoyun Köyü olduğu belirtildi. Akçakoyun Köyü’nden Dalaksuyu’na yaklaşık 23 kilometrelik mesafe bulunduğu aktarıldı.
Orman yolundan ilerlerken karaçam, meşe, göknar, kestane, gürgen, porsuk ve kayın gibi çok sayıda ağaç türünün oluşturduğu doğal güzelliklerin ziyaretçileri karşıladığı belirtildi. Dalaksuyu Pınarı’nın çıktığı bölgede ise kayın, meşe ve göknar ağaçlarından oluşan yoğun ve etkileyici ormanların bulunduğu ifade edildi.
GÜRGEN DAĞI’NIN 1355 METRE RAKIMINDAKİ KAYNAĞI
Dalaksuyu Pınarı’nın, Biga Yarımadası’ndaki Kazdağları dağ silsilesinin önemli noktalarından biri olan Gürgen Dağı’nın yaklaşık 500 metre kuzeyinde topraktan kaynayarak çıktığı belirtildi.
Gürgen Dağı’nın 1427 metre yüksekliğinde olduğu, Dalaksuyu’nun ise yaklaşık 1355 metre rakımdan kaynak suyu olarak çıktığı aktarıldı.
Pınarın kuş uçuşu Bayramiç Karaköy Köyü’ne yaklaşık 10 kilometre, Yenice-Kalkım Beldesi Akçakoyun Köyü’ne ise yaklaşık 17 kilometre mesafede bulunduğu ifade edildi.
DALAKSUYU, MENDERES ÇAYI’NIN BAŞLANGIÇ NOKTALARINDAN BİRİ
Dalaksuyu Pınarı’nın suyunun Karagöl (Bıçkıdere) Deresi’nin kaynağını oluşturduğu belirtildi.
Yaklaşık 15 kilometrelik yolculuğun ardından Bayramiç Karaköy Köyü’ne ulaşan Bıçkıdere’nin daha sonra Yeşilköy ve Menderes Çayı ile birleştiği aktarıldı.
Bayramiç Barajı’nın dolumuna katkı sağlayan Kazdağları Havzası’ndaki derelerden biri olan Karagöl (Bıçkıdere) Deresi’nin başlangıcının Dalaksuyu olduğu ifade edildi.
Gürgen Dağı’nın batısındaki havzaların derelerinin Menderes Çayı’nı oluşturduğu, Menderes Çayı’nın da Bayramiç ve Ezine ilçelerinden geçerek Çanakkale Boğazı’nın girişindeki Kumkale’de denize ulaştığı belirtildi.
Akkan, Dalaksuyu’ndan çıkan kaynak suyunun yaklaşık 117 kilometrelik bir yolculuk yaparak geçtiği köylere ve ilçelere hayat verdiğine dikkat çekti.
DOĞU HAVZASI AGONYA ÇAYI’NI OLUŞTURUYOR
Gürgen Dağı’nın doğusunda yer alan havzadaki derelerin ise Yenice-Kalkım bölgesinden geçen Agonya Çayı’nı oluşturduğu belirtildi.
Agonya Çayı’nın suyunun Yenice Barajı’nda depolandığı, Yenice Barajı’nın Çanakkale’deki tek hidroelektrik santrale sahip baraj olduğu ifade edildi.
Barajın yalnızca elektrik üretimine katkı sağlamadığı, aynı zamanda Bandırma ilçesinin kullanma suyu ihtiyacını karşıladığı ve Gönen Ovası’nın sulanmasına katkı sunduğu aktarıldı.
Agonya Çayı’nın Tahirova Tarım Çiftliği’nden geçerek Marmara Denizi’nin Erdek Körfezi’ne ulaştığı belirtildi.
Gürgen Dağı’nın güneyinde yaklaşık 1217 metre yüksekliğinde Koca Katran Dağı’nın, onun güneyinde ise 1774 metre yüksekliğinde Babadağ’ın bulunduğu da paylaşımda yer aldı.
“BİNBİR PINARLI İDA”
Mehmet Akkan, paylaşımında Kazdağları’nın tarihsel önemine de dikkat çekti.
Kazdağları’nın, tektonik hareketler sonucu oluşan Biga Yarımadası’ndaki dağ silsilesine verilen isim olduğunu belirten Akkan, antik dönemlerden günümüze uzanan “Binbir Pınarlı İda” tanımının önemine vurgu yaptı.
İzmirli yazar Homeros tarafından kaleme alınan İlyada Destanı’nın MÖ 8. yüzyılda, yaklaşık MÖ 750 yıllarında ortaya konduğu ve daha sonra yazıya geçirildiği ifade edildi. Uzun süre sözlü gelenekle kuşaktan kuşağa aktarılan İlyada’nın Batı edebiyatının en eski yazılı metinleri arasında yer aldığı belirtildi.
Akkan, Homeros’un İlyada Destanı’nda Kazdağları’ndan “Binbir Pınarlı İda” olarak söz edildiğini, Kazdağları’nın aynı zamanda “bol pınarlı ve vahşi hayvanların anası” şeklinde tanımlandığını aktardı.
“DOĞADA SADECE AYAK İZİMİZ KALMALI”
Ormanların ülkenin en önemli doğal güzellikleri arasında bulunduğuna dikkat çeken Akkan, ormanların yaban hayvanları ve çok sayıda canlının yaşam alanı olduğunu belirtti.
Ormanların insanlara temiz hava ve su sunduğunu ifade eden Akkan, bunun yanı sıra mantardan kestaneye, mobilyadan sandalyeye kadar günlük yaşamda kullanılan çok sayıda ürünün ormanlardan elde edildiğini vurguladı.
Kazdağları’nın doğal değerlerinin ve güzelliklerinin bilinerek korunması gerektiğini belirten Akkan, bölgeye giden vatandaşlara da önemli uyarılarda bulundu.
Akkan, doğaya gidildiğinde geride yalnızca “ayak izinin” bırakılması gerektiğini ifade ederek çöp ve sigara izmaritlerinin doğaya atılmaması gerektiğini söyledi. Yangın sezonunda ve yangın sezonu dışında rüzgarlı havalarda ateş yakılmaması gerektiğini belirten Akkan, yangın sezonu dışında ateş yakılmasının zorunlu olduğu durumlarda ise bölgeden ayrılmadan önce ateşin tamamen söndüğünden mutlaka emin olunması gerektiğini vurguladı.
Yangınlar nedeniyle yangın sezonunda görevliler dışında vatandaşların ormanlara girişlerinin kısıtlanmak zorunda kalındığını da hatırlattı.
“KAZDAĞLARI HAYAT VERİR, YAŞATIR VE HERKESE İYİ GELİR”
Mehmet Akkan, paylaşımının sonunda Kazdağları’nın yalnızca bir dağ silsilesi olmadığını, doğası, su kaynakları, tarihi, ekosistemi ve sunduğu doğal zenginliklerle korunması gereken büyük bir değer olduğunu vurguladı.
Akkan, Kazdağları’nı şu sözlerle tanımladı: “Kazdağları havadır, sudur, ekosistemdir, tarihtir, güzelliktir, berekettir, aştır, aşktır, sağlıklı, mutluluktur, kültürdür.”
Akkan paylaşımını, “Kazdağları hayat verir, yaşatır ve herkese iyi gelir” sözleriyle tamamladı.












