Derneğin 4. Olağan Genel Kurulu'nda yeniden başkan seçilen Vayni, AA muhabirine yaptığı açıklamada, derneğin hedeflerini ve Türkiye'de fikri mülkiyet hakları alanındaki genel durumu değerlendirdi.
Vayni, derneğin 2016'da kurulduğunu belirterek, "Yeni dönemde fikri mülkiyet sisteminin güçlendirilmesi, telif haklarının güçlü kılınması, eser sahiplerinin desteklenmesi, itibar görmesi bağlamında düşüncelerimiz var. Bu dönemde özellikle telif sistemi değişikliği üzerinde duracağız. Elimizde çok önemli bir rapor var. Bu raporu başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere kamuoyuna deklare edeceğiz. Bir arkadaşımız uzun dönemdir bu rapor üzerinde çalıştı." dedi.
"Eser sahibinin hakları doğrudan müdafaa altına alınmalı"
Yapay zeka çağında, ABD, Kıta Avrupası ve Çin sistemlerinden farklı olarak Türkiye'ye özgü "dördüncü bir sistem" önerisi geliştirdiklerini dile getiren Vayni, şöyle devam etti:
"Bu çalışmanın altyapısı Türkiye'de mevcut. Türkiye'nin birikimi, telif endüstrileri sektöründeki tecrübesi, insanlarımızın yetişmişliği dördüncü sistemi oluşturabilecek potansiyelde. Buna çok ağırlık vereceğiz. İkinci ağırlık vereceğimiz konu, derneğimiz kurulduğunda 5846 sayılı yasa tasarısını yaptık. Bu yasa tasarısı Avrupa Birliği yasalarıyla, normlarıyla uyum getiriyordu. Çok önemli ve güzel değişiklikler eser sahipleri lehine vardı. Fakat 2018 yılında bu tasarı rafa kaldırıldı. Eser üretimi, eser sahiplerinin morallerinin güçlendirilmesi anlamında epey bir zaman kaybettik. Türkiye'de 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nu Avrupa Birliği normlarına çıkartma düşüncesindeyiz. Biz burada Birleşmiş Milletlere bağlı Avrupa Birliği ve Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) kriterlerinin Türkiye'de uygulanmasını önceliyoruz."
Vayni, meslek birliklerinin müzik, edebiyat, sinema, güzel sanatlar gibi belirli alanlarda eser sahiplerinin üyeliklerini kabul ettiğini, Telif Hakları Derneğinin ise 5846 sayılı yasa kapsamında kapsayıcı bir şekilde mimar, haritacı, fotoğraf sanatçısı, çevirmen dahil tüm alanlardan eser sahiplerinin üyeliğini kabul ettiğini kaydetti.
Derneğin kuruluş felsefesinin "Telif hakkı, kul hakkıdır" mottosu olduğuna değinen Vayni, şu bilgileri verdi:
"Harry Potter'ın yazarı J. K. Rowling, bugün İngiltere'ye dünyadan yüz milyonlarca sterlin para transfer ediyor ya da Steven Spielberg yaptığı bir filmle dünya ölçeğinde milyarlarca doları Amerika'ya aktarıyor. Türkiye'nin bu rekabette yeri neresi olacak? Ben daha üstte bir şey söylüyorum. Emperyalizm 21. yüzyılda kültür sanat endüstrileri üzerinden dünyada hegemonya kurmaya doğru evriliyor. Sana bir ikon çıkartıyor ve bütün dünyaya ihraç ediyor. Batı ülkelerine bütün dünya para aktarıyor. Aynı şekilde mesela bilgisayar programları, yazılımlar da bizim alanımıza giriyor. Bilgisayar programcılığı ve yazılım sektöründe Türkiye epey mesafe aldı. Türk insanının aklı müziğe, sinemaya, güzel sanata, edebiyata hepsine çalışıyor. Bizim bu işlerle ilgili aşağı yukarı 2 bin yıla yakın bir geleneğimiz, tarihimiz var. Bu yasa değişikliğiyle biz şunu istiyoruz, eser sahibinin hakları doğrudan müdafaa altına alınmalı, korunmalı. Yasanın ruhu bu ama uygulamada işler değişiyor."
"Biz belli bir bedel almıyoruz"
Cafer Vayni, eser sahiplerinin çoğunun, ceza yasası boyutundaki haklarından habersiz olduğunun altını çizerek, "Bize danışsınlar. Biz belli bir bedel almıyoruz. Hatta avukatlar da arıyor. Çünkü avukatlarımızın bu alanı bilmesi gerekmiyor. Biz bunların hiçbirinden bir karşılık beklemiyoruz. Bizim etkinliğimiz, gücümüzü asıl sağladığımız yer danışmanlık, rehberlik oluyor. Bize bir konuda gelen eser sahibi hiçbir biçimde mağdur olmaz." dedi.
Eser sahibinin sözleşmesini incelediklerini aktaran Vayni, "Türkiye'de en sağlıklı bilgiyi verebilecek kurum Telif Hakları Derneğidir. Sağlıklı bilgiyi vermek için o görüşmelere katılıyorum. Eser üreten kişiler, kitap, müzik, sinema, güzel sanatlar, sözleşme, imzalama aşamasında mutlaka ama mutlaka bana gelsin. Ben 15 yıldır mahkemelerde bu alanın bilirkişisiyim. Yüzlerce dosyaya baktığım için her bir dosyada bir tecrübe edinmiş olduk. Eser sahibinin imza atmadan önce danışmasında kesinlikle fayda var. İmza attığında bir nevi evini devretmiş olur." şeklinde konuştu.
Vayni, derneğin "Yaşayan Edebiyat" projesi kapsamında 50 edebiyatçıyla yüz yüze söyleşiler yaptığının altını çizerek, "Geçen yıl Sevinç Çokum röportajı Lise 9. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı kitabında mülakat kısmında yer aldı. Bu sene de Selim İleri'nin röportajı yer aldı. Bu çok memnuniyet verici bir şey. 20 milyona yakın bir kitle bizim yaptığımız bir çalışmadan istifade ediyor. Bundan sonra da öyle yapacaklar. Çünkü bizim Prestij kitapla birlikte 15-20 dakikalık 50 belge filmimiz var." diye konuştu.
Sempozyumlara devam edeceklerini vurgulayan Vayni, sözlerini şöyle tamamladı:
"Önümüzdeki yıl, yapay zeka ve telif hakları konulu sempozyumunun altıncısını Doğuş Üniversitesi ile yapacağız. Bu işlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı mali destek veriyor. Bu çok memnuniyet verici. Dünya rekabeti içerisinde, kültür endüstrisinde fikri mülkiyet alanında daha çok telifin, daha çok paranın Türkiye'ye gelmesini istiyoruz. Türk insanı hem çok yetenekli hem dinamik, genç. Algıları çok açık. Biz kültür endüstrisi çağında dünyayla rekabet edebiliriz. Böyle bir potansiyelimiz de var."




