Yaz aylarının gelmesiyle birlikte Biga Yarımadası ve Kazdağları’nın muhteşem doğasında, kulaklarımızı dolduran o meşhur ritmik senfoni yeniden başladı. Bölgenin zengin doğası üzerine önemli çalışmalara imza atan Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan, Kazdağları'nın bu muhteşem bestekarları, sanatçıları ve müzisyenleri olan ağustos böceklerine (Cicada) dair ezber bozan bilimsel ve felsefi gerçekleri paylaştı.
Nesillerdir kulaktan kulağa yayılan La Fontaine masallarının aksine, bu gizemli canlıların hayat hikayesi popüler kültürün yansıttığından çok daha derin anlamlar barındırıyor.
Masallar Yanılıyor: Onlar Tembel Değil, Kışın Zaten Yaşamıyorlar!
Yüzyıllardır La Fontaine masallarında, yaz boyu şarkı söyleyip eğlenen, kış geldiğinde ise karıncaya muhtaç kalan "tedbirsiz" ve "tembel" bir karakter olarak tanınan ağustos böcekleri hakkında bilinen bu hikaye tamamen büyük bir yanılgıdan ibaret.
Orman Yüksek Mühendisi Mehmet Akkan'ın aktardığı bilimsel gerçeklere göre, yetişkin bir ağustos böceğinin yer üstündeki ömrü sadece birkaç hafta (4-6 hafta) sürmektedir. Yaz sonunda çiftleşip yumurtalarını bıraktıktan sonra hayatları son bulan bu canlıların, zaten hayatta olmayacakları kış mevsimi için yiyecek biriktirmek gibi bir endişeleri veya biyolojik ihtiyaçları yoktur. Dolayısıyla La Fontaine'in "tembellik" eleştirisi, bu canlının biyolojisine tamamen aykırıdır.
Hayatlarının Büyük Kısmı Toprağın Altında Geçiyor
Sanılanın aksine ağustos böcekleri ömürlerinin neredeyse tamamını yer altında geçirirler. Dişi ağustos böceğinin ağaç dallarına bıraktığı yumurtalardan çıkan küçük ve yumuşak larvalar, yere düşerek toprağın altına girerler.
Türlerine göre 2 ila 5 yıl, hatta bazı özel türlerde 13 ila 17 yıl boyunca yer altındaki galerilerde ağaç köklerinin özsuyunu emerek sabırla büyürler. Toprak altında tam 5 kez kabuk değiştiren larvalar, yeterli olgunluğa eriştiklerinde bir yaz günü yeryüzüne çıkar, son dış iskeletlerini de bir ağaç gövdesine bırakarak kanatlanırlar. Yer üstündeki bu ikinci hayat, 17 senelik larva devresine nazaran çok kısadır.
Doğan Akustik Tasarımı: Sadece Erkekler Şarkı Söylüyor
Yaz aylarında duyduğumuz o sağır edici ve büyüleyici seslerin tamamı sadece erkek ağustos böcekleri tarafından üretilir. Erkekler, karınlarının üst kısmında bulunan ve timbal (tymbal) adı verilen özel sert zarları kasları yardımıyla hızla titreştirirler. Bu titreşimler, böceğin içi boş karnında tıpkı bir gitar gövdesi gibi yankılanarak (rezonans) kuvvetlenir. Bilim insanlarına akustik tasarımı öğreten bu muazzam enstrüman sistemiyle erkekler; toplu şarkı, gönül çelme ve huzursuzluk çığlığı olmak üzere üç farklı perdede ses çıkararak dişilerini çiftleşmeye çağırırlar.
Dünyanın Faniliğini Gösteren İlahi Bir Mesaj
Yıllarca toprağın altında sabırla büyüyüp zamanı geldiğinde kabuğunu yırtarak ışığa çıkması sebebiyle bu canlılar; yenilenmeyi, dönüşümü ve ölümsüzlüğü simgeler. Siyah zemin üzerine sarı, kırmızı, kahverengi ve yeşil renklerle desen desen boyanmış muazzam gövdeleriyle yeryüzünde adeta dünyanın faniliğini haykırırlar.
Yaz sonu çiftleşip yumurtalarını bıraktıktan sonra “Yâ Bâki, entel Bâki” dercesine hayata veda eden ağustos böcekleri, anlayabilen insanlık için; “Dünya hayatı fanidir, toprağın altı hayatın son bulduğu yer değildir. Belki bir başka hayat devresinin başladığı bir âlemdir” mesajını vermektedir.
Aynı zamanda doğadaki kuşlar, sincaplar, yarasalar ve karıncalar gibi birçok canlıyı besleyerek Kazdağları ekosisteminin can damarlarından birini oluştururlar. Unutmayalım ki; "Kazdağları Hayat Verir, Yaşatır ve Herkese İyi Gelir".












