Bütün insanlar elma yiyebilir; ama aynı anda dünya nüfusunun tümü birden elma yemez.


Bütün insanlar balık yiyebilirler; ama aynı anda dünya nüfusunun bütünü bir­den balık yemez.
Bütün insanlar karpuz yiyebilirler; ama dünya nüfusunun bütünü birden aynı anda karpuz yemez.
Bütün insanlar süt içebilirler; ama aynı anda dünya nüfu­sunun bütünü birden süt içmez.
Bu misaller her gıda için tek tek ele alınabilir. Gıdaları değişik zamanlarda alma ayrıcalığımız, ihtiyaçlarımızı farklı zamanlarda ve farklı miktarlarla alma ayrıcalığımız, her bir insanın kendine mahsus bir kudreti olduğunu fısıl­dıyor gibi...
Sanki herkes kendi başına bir kudrete sahip. Siz sa­bahleyin kahvaltı yapar, zeytin yersiniz; oysa ben akşam­leyin salata ile zeytin yerim. Siz akşamları meyve yersiniz, ben öğle yemeklerimle meyvemi yerim.
Bu farklılık insanı gaflete götürüyor. Sanki herkes ken­di başına buyruk imiş gibi bir zanna kapılıyor.
İşte, bu gaf­leti önlemek, böyle geçersiz bir zannı yırtmak için Sonsuz Kudret Sahibi, dünyanın neresinde olursa olsun istisnasız bütün dünya nüfusunu aynı anda havayı teneffüs etme zorunda bırakmış.
Evet, istisnasız tüm insanlık; kadın er­kek, yaşlı genç, çocuk ihtiyar, siyah beyaz, Amerikalı Afrikalı, İngiliz Rus, aynı anda havayı teneffüs etmeye mec­bur bırakılmış. Âdeta, "Ey insanoğlu! Görüyorsun ki kendi hâlinde değilsin. Kendi ihtiyacını kendin temin etmiyor­sun. Bütününüz birden ihtiyaç sahibisiniz. Bütününüzün birden aynı anda ihtiyaçlarınızı gideren zat, bütününüzün sahibi, Rabbi ve İlâhıdır" denilmektedir.